KÖYLÜLER NAMAZA DURUP İMAM "ALLAHÜEKBER..." DEDİĞİNDE, HIRSIZ FAALİYETE GECER VE CAMİDE BEĞENDİĞİ AYAKKABILARI ÇALAR KAÇARMIŞ.
BİR GÜN İKİ GÜN DERKEN KÖYLÜNÜN BİRİSİ HIRSIZI YAKALAR VE KÖY İHTİYAR HEYETİİNİN KARŞISINA ÇIKARIR.
ADAMA NE CEZA VERELİM DİYE DÜŞÜNÜRLERKEN BİRİSİ ;
- İMAM YAPALIM DER, HEM NADİM OLUR HEMDE NAMAZ KILARKEN GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE OLUR.
VE HIRSIZI İMAM YAPARLAR. UZUN ZAMAN SONRA KÖYDEN AYRI KALAN BİR KÖYLÜ DÖNDÜĞÜNDE BİR ARKADAŞINA SORAR.
HIRSIZ NE YAPIYOR ? İMAM OLUNCA HIRSIZLIK BİTTİ Mİ ?
- NE GEZEEER KENDİSİ İMAMLIĞA DEVAM, İKİ ADAM TUTTU ONLARA ÇALDIRTIYOR. KENDİSİ DE " HIRSIZLIK GÜNAHTIR" DİYE VAAZ VERİYOR.
Tayyip ile Bush ilk bulusmalarinda birbirlerine hava atarlar... Bush Tayyip'e; "Bizde öyle bir teknoloji var ki, ölüyü diriltiriz" der... Tayyip altta kalmaz ve o da; "Bizdeki teknoloji çok farklı, partimizin bütün elemanları 100 metreyi 3 saniyede kosmayi beceriyor" der... Türkiye' ye döndügünde Tayyip'i bir düsünce alır... Danışmanlarını çağırır, ve attığı palavrayı anlatır; "Haftaya Bush geliyor, yalanımız ortaya çıkarsa ne yaparız?" diye sorar... Danışmanlardan biri hemen cevap verir: "Onlara ölüyü nasıl dirilttiğini sordunuz mu?" "Hayır sormadık." "O halde hiç korkmayın Başbakanım, Alın Bush'u Anitkabir'e götürün. Atatürk'ü diriltmesini isteyin. Diriltemezse o rezil olur. Yok eğer diriltirse, siz zaten 100 metreyi 3 saniyede koşarsınız!...
Türkiye'de laiklik 3 ayak üzerine oturuyor: Cumhurbaşkanlığı, Ordu ve Anayasa Mahkemesi... Şimdi Cumhurbaşkanlığı bunların eline geçti. Bir sonraki hedef kalan iki kale; Anayasa Mahkemesi ve Ordu. Benim iddiam, 1 yıl içinde zaten Anayasa Mahkemesi'nin yapısının değiştirileceğidir. Ama önümüzdeki 30 Ağustos tayinlerini bir izleyin bakalım, neler olacak? Zaten Fethullah Gülenin de şöyle bir talimat verdiğini biliyoruz:
“Tüm anayasal müesseseleri ele geçirmek için vakit erken, bekleyin.”
Yılmaz Güney'in 'Le Mur-Duvar' adlı filmin çekimleri sırasında yaşanan olaylardan bir de belgesel film hazırlanmıştır.Bu belgeselde, filmin çekiminde yer alan çocuklar ile Yılmaz Güney arasında geçen bir söyleşi vardır.Bu söyleşinin bir bölümü özetle şöyledir: '-Herkesin kafasında Türkiye'den neden kaçtığınıza dair bir soru var? '-Hapishaneden kaçtım.Türkiye'den kaçmadım.Hedefimiz neresi biliyor musunuz arkadaşlar? Türkiye.Türkiye'ye gideceğiz.Türkiye'ye gitmenin bir tek yolu var.Türkiye'de insanlara, sizin gibi genç insanlara çok iyi yaşama koşullarının hazırlanabileceği ortam; eğer ortam hazırlanmazsa siz orada ne olursunuz biliyor musunuz? Bu dinamizmle gangster olursunuz.Kabadayılık hastalığına tutulur, hapishanelere düşersiniz.20 sene, 30 sene.Kiminiz ölür,kiminiz kurşunlara dizilir.Kiminiz bir kadına hasta olur orada; genelevin, barın önünde vurulur,kiminiz esrar kaçakcısı, kiminiz sigara kaçakcısı olarak kaldırımlarda ölürsünüz.Bir tek kurtuluş var: DEVRİM.'
'Sorunun esası şudur: Ya devrim yolunu seçeceğiz... ya da, bu düzenin baskılarına, haksızlıklarına boyun eğerek, şu ya da bu biçimde teslim olarak yaşamayı seçeceğiz. Bu çeşit bir seçiş, yok olmanın bir biçimidir.' YILMAZ GÜNEY
ne yaptık ki artık çok geç olan? ne yaşadık ki suskunluğu hakeden? ne oldu ki basitliğimizi sorgulayan?
''Amerikan emperyalizmine, Sovyet revuzyonizmine, Bulgar dalkavukluguna, Romen soytarılığına karşı Türk devrimcisiyim'' diyen Türk.
Yengeç gibi yürüdüğü söylendiği zaman "sen de devamlı vurulmayı beklersen böyle yürürsün'' diyen Türk
En uzun koşuysa elbet türkiyede de devrim O, onun en güzel yüz metresini koştu En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak En hızlısıydı hepimizin. En önce göğüsledi ip...
Acıyorsam sana anam avradım olsun. Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun.
CAN YÜCEL (Denilen Türk)
"Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve devrimleri benimsemiştir. Bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır demeyecektir. hemen müdahale edecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır. polis gelecektir; asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, fakat asla yalvarmayacaktır. Mahkeme onu mahkum edecektir. Yine düşünecek: “demek adliyeyi de islah etmek, rejime göre düzenlemek lazım!” onu hapse atacaklar. Kanun yolundan itirazlarını yapmakla beraber; bana, ismet paşa'ya, meclis'e telgraflar yağdırıp haksız ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin icabını yaptım. Müdahale ve hareketimde haklıyım. Eğer buraya haksız
gelmişsem, bu haksızlığı meydana getiren sebep ve amilleri düzeltmek de benim vazifemdir!” iste benim anladığım türk genci ve Türk gençliği!"
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Kendisi bir bağlamda mustafa kemal'in anladığı türk gencidir; ne yazık ki bu devlet tarafından idam edilmiştir. (Derdirten Türk ! )
o sahneyi çok iyi somutladım bir mitinge gider gibi gideceğim idama asılma günü gelip çatınca o sevdiğim giysilerimi giyeceğim postallarımı, parkamı beyaz ölüm gömleğini giydirmek isteyecekler giymeyeceğim traş filan da olmayacağım önce gidip orada oturacak, bir sigara yakacağım sonra demli güzel bir çay içeceğim ha bak rodrigo'nun o ünlü gitar konçertosunu dinlemek isterim orada sanırım asılacak bir insanın son isteğini geri çevirmezler sonra urganı kendim geçireceğim boynuma ve dönüp orada asılmamı seyredenlere: burada ölen yalnızca bedenimdir diyeceğim ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz.....
DENİZ GEZMİŞ
ACIYORSAM ONA ANAM AVRADIM OLSUN. ama aşkolsun sana çocuk aşkolsun.! ! ! ! Can Yücel
Komplo teorileri 3 senedir falan azalmıştı ama hadi bakalım bi de bu var... 1 Eylul olaylarinda ikiz kulelere carpan ucaklardan birinin ucus numarasi Q33 NY ... Simdi bir word belgesi aciyorsunuz tertemiz, bu rakam ve harften olusan ucus numarasini kopyal yorsunuz. Daha sonra bu yaziyi taratip karakter buyuklugunu 72 (enbuyuk) yapiyorsunuz. ve de yazi karakterinide "Wingdins" olarak ayarliyorsunuz. Dikkat edin webdings değill wingdings.. şaşıracaksınız... emin olun....
bu vatanın topraklarını korumak ugruna sehit düşen mehmetciklerimize kelle diyen kuzay ırak konusunda adım atamıyan ve abdnin destekledigi filistinde cecenistanda ırakta kardeslerimiz öldürülürken hiç bişe yapmıyan ceblerinden 1 kurus cıkmıyarak milli gelir(4milyon tonkömür ve gıda) dagıtıp oy topluyan türk telekomu kendi 2 yıllık gelirinin altında bir orana satan meclise giren 23 teroriste göz yuman ve hapistan cıkan bir teroristin bu ülkeyi temsil etmesine izin veren yasa geregi yanlıs olan arazideki evi için yasayı degiştiren ogluna bir gemi alan milletin dini duygularını sömüren müslümanlıkla layiklik bir arada yürümez diyen bir kişiye oy veridniz sizce 2kilo kömüre bu vatan satılırmı ? bu ülkenin her yanı kanla sulandı milyonlarca kişi öldü hiç mi yüreginiz sızlamıyor bugune kadar rahat bagımsız özgür yasamanız için ölenlere hiçmi saygınız yok !!! UYAN TÜRK EVLADI BU VATAN GAZETEDEN 30 KUPONLA ALINMADI ... !
Olay SEZAR döneminde geçiyor...... Jul Sezar takvimdeki karışıklıkları çözmesi için Mısırlı astronomi bilgini SOSIGENES'e emir veriyor...
(Bildiğiniz gibi o zamanlarda 1 yıl 365 gün 6 saat sürüyor) Mısırlıda çözmüş (kendi kanaatince) . HER YIL 365 GÜN ÇEKECEK. ARTAN SAATLER DÖRT YILDA BİR TAKVİME EKLENECEK, O YIL 366 GÜN OLACAK.
Senenin altı ayı 30, altı ayı 31 çekince tam 366 ediyor. Ardından Sezar emir veriyor,GERİ KALAN 3 YILIN BİRER GÜN EKSİĞİNİ DE YILIN EN SON AYINDAN DÜŞÜN
Yılbaşı o zamanlar mart. Şubatta yılın son ayı. (september yedinci, october sekizinci, november dokuzuncu, december onuncu ay diye oradan geliyormuş zaten.)
Şubat dört yılda bir 30, kalan yıllarda 29 gün olmuş böylece....
Sezar bir iş daha yapmış. Aylardan birine kendi adını koymuş... Julius adi JULY olmuş. Sonra OGUST (AUGUSTUS) imparator olmuş ve Sezardan aşağı kalmamış o da sonraki aya kendi adını vermiş, AUGUST... Ama Sezarın ayı 31,Ogustun ayı 30 olur mu? O da emir vermiş YILIN SON AYINDAN BIR GUN DAHA ALIN, BENIM AYIMIDA 31 YAPIN. Son ay da Şubat. bir gün daha verince kalmış 28. (demokrasiye bakın)
O gün bu gündür Şubat 4 yılda bir 29, geri kalanında 28 olmuş ve temmuz-ağustos peş peşe 31 çeker olmuşlar...
Çocukken her akşam yatmadan önce Tanrı'ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün Tanrı'nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce Tanrı'ya günahlarımı affetmesi için dua ettim.